Evinizdeki Okul
Eğitiminizi evinizedki okul ile
tamamlayın. Devamı
Bize Ulaşın
Özel ders ve danışmanlık
hizmetleri. Devamı
  Sistem Bilgileri
Evinizdeki okul eğitim sistemi
hakkında detaylı. Devamı
 
 

PERSPEKTİFİNİZİ BELİRLEYİN

  • Ben gelecekte ne olmak istiyorum?
  • Gelecekte kendimi nerede görmek istiyorum?
  • Nasıl bir hayatın parçası olmak istiyorum?

Bu ve sizin bunlara benzer hazırlayacağınız sorular iş-aile-sosyal yaşantı perspektiflerine göre cevaplanmalıdır. Bu çalışma ideallerinizin anlaşılır ifadelerle ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
NEDENLERİNİZİ BELİRLEYİN

  • Neden bunları yapmak istiyorum?
  • Bunları yaparsam gerçekten mutlu olabilecek miyim?

Bu tip sorular içine girdiğiniz zahmetli sürecin katlanılabilirlik düzeyini ortaya çıkaracaktır. Nedenleri sıralamak çoğu zaman sürecin daha iyi anlaşılmasını sağlayacağı gibi, alternatif çözüm yollarının da ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
Kısacası nedenleri belirlemek “bize ilham verebilecek güçlerin ortaya çıkarılması” demektir.
HEDEFLERİNİZİ BELİRLEYİN
Her şeyden önce makul hedefler koyun. Gerçekçi olmayan hedefler sonunda düş kırıklıkları olan bir yolculuktan ibaret olacaktır.
Ana hedef, yolculuğun varacağı son noktadır. Bu son noktaya varıncaya kadar birçok duraktan geçilecektir. Bu duraklar hedefe ulaşıp ulaşmadığınızı, yakınlık-uzaklık derecenizi ortaya koyacaktır. Bu duraklar, sizin küçük ve yakın hedefleriniz olmalıdır.
Bu küçük hedefleri belirlerken kısa, orta ve uzun vadeli şeklinde üç aşamalı olmasına özen göstermelisiniz. Somut, ölçülebilir, mukayese edilebilir özellikleri olan bu küçük hedefler, zamandan bağımsız düşünülmemeli ve sizin iddianızı da ortaya koymalıdır.
Yapılan deneme sınavları bu işlem için, biçilmiş kaftandır. Düzenli ve belirli aralıklarla yapılan bu sınavlarda alınan dereceler bir grafik olarak sürekli göz önünde bulundurulursa ana hedefe olan uzaklık-yakınlık gayet iyi anlaşılacaktır.
MUTLAKA PLANLAMA YAPIN
Planlama hedeflerimizi belirleme aşaması ile iç içe geçmiş bir süreçtir. Kısa, orta ve uzun vadeli hedeflere nasıl ulaşacağının tanımlanması işlemine kısaca planlama denir.
Planlamayı günlük, haftalık ve aylık şekillerde düşünmeli ve bu plana uygun şekilde ilerlemeliyiz.
Planlanan faaliyetlerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini sürekli kontrol etmeli, olanları ve olmayanları not etmeli, buna göre planlarımız sürekli gözden geçirmeliyiz.
Unutmamalıyız ki “çok çalışanın değil, planlı çalışanın başarılı olduğu” bir sistemle karşı karşıyayız.

PLANLARINIZI GERÇEKLEŞTİRİN
Hedefleri belirlemek ve planlar yapmak işin önemli bir kısmı. Ancak hepsi bu değil. İşin en önemli kısmı

yapılan planların gerçekleştirilmesi.
Planlarınızı mutlaka gerçekleştirin. Sakın vazgeçmeyin. Evet yılgınlığa düştüğünüz, yoğun stres ve kaygı altında olduğunuz anlar mutlaka olacaktır. Ama bunların hepsi geçici şeyler. Sizin elinizde büyük bir perspektif ve büyük bir eylem planı var. Yeteri vazgeçmeden uygulayın.

Sistem size acımasız görünebilir. Ama unutmayın, en azından adil bir sistemle karşı karşıyasınız. Yani kararlılık sahibi olan herkesin istediğini yapabildiği bir durumla söz konusu. Hayat her zaman bu kadar adil değildir. Şimdi karar verme sırası sizde. Ancak başka seferlerde karar verme sizin elinizde olmayabilir. Lütfen bir kez daha düşünün. Planlarınızı ve hayallerinizi gerçekleştirmekten sakın uzaklaşmayın.

Ders çalışmak

Yıllardır öğrencilik yapıyorsunuz. Yani yıllardır ders çalışıyorsunuz. Peki, doğru şekilde çalışıyor musunuz? Sakın farkında olmadan kendi kendini ağır yükler altına sokmuş olmayasınız. Şimdi biz bir şeyler söyleyelim, siz de kendinizi gözden geçirin. Eğer sisteminizde hatalar varsa gelin birlikte düzeltelim.
Amacımız yıllardır alışıla geldik şekilde yaptığımız ders çalışma işini verimli hale dönüştürmek. Ya da daha teknik bir ifade ile, verimli ders çalışma yollarını öğrenmek.
Öncelikle şu kuralı unutmayın: Eğer verimli ders çalışma yollarını öğrenmek istiyorsak, bu amaca uygun olumlu alışkanlıkları kazanmaya kararlı olmamız gerekir. Hiçbir şey bir anda olmaz, her şey biraz çaba gerektirir.
Kararlılığımızın ilk göstergesi olarak ders çalışmamızı aksatan veya kolaylaştıran şeylerin bir listesini yapmalıyız. Buna bağlı olarak da listemizdeki olumsuz şeylerden biran önce kurtulmalıyız.
Unutmayın siz bir karar verdiniz. Öyle kolay pes etmek yok.
I-AMACINIZI BELİRLEYİN
Siz amacınızı zaten belirlediniz. Amacınız sınavda başarılı olmak. Fakat bu sizin uzun vadeli amacınız. Bu noktada daha kısa vadeli amaçlar belirlemelisiniz. Size en yakın deneme sınavında üst sıralarda yer almak gibi. Düzenli ve belirli aralıklarla yapılan bu sınavlarda alınan dereceler bir grafik olarak sürekli göz önünde bulundurulursa, ana hedefe olan uzaklık-yakınlık gayet iyi anlaşılacaktır.
II-PLANLI ÇALIŞIN
Çoğu zaman birden fazla dersle boğuşmak durumunda kalıyorsanız ve kendinizce bir sıralama yapıp, işi en makul sürede bitiremiyorsanız planlı çalışma konusunda sıkıntılarınız var demektir. Böylesi bir kontrolünüzü kaybetmenize ve dolayısıyla dikkatinizi odaklayamamanıza sebep olacaktır.
Böylesi bir problemin üstesinden gelmenin tek yolu bir program dâhilinde çalışmaktır. Bu program neden, zaman ve mekân probleminizi ortadan kaldıracaktır.
Çalışma programınızı günlük, haftalık ve aylık olarak tasarlamalısınız. Bu program şu sorulara cevap verebilmeli:

  • Hangi dersler, haftanın hangi günleri çalışılacak?
  • Geçmiş konular, ne zaman tekrar edilecek?
  • Sınavlar ne zaman olacak?
  • Hazırlanması gereken ödevler var mı, ne zaman teslim edilecek?
  • Planda yer alan fakat gerçekleştirilemeyen faaliyetler ne zaman gerçekleştirilecek?
  • Ders dışı etkinlikler, ne zaman olacak?
III- ZAMANI VERİMLİ KULLANIN
Sizin için en uygun zamanı yine siz bilirsiniz. Çünkü herkesin içindeki zaman farklı çalışır. Kimimiz için uyku saati kimimiz için çalışma saati olabilmektedir. Sabah çok erken uyanan öğrencinin durumu buna

örnek olarak gösterilebilir.
Fakat biz burada genel bir tablo çizebiliriz. Her şeyden önce zaman sizi yönetmesin, siz zaman yönetin. Yani zamanı okumayı bilin. Zamanı okumak demek, saatin kaç olduğunu bilmek demek değildir. Zamanı okumak, neyin ne zaman olacağını tasarlamak ve uygulamak demektir. Yani çalışma programına uymak ve her şeyi kontrol altında tutabilmek.
Belirli zaman aralıklarına göre yaptığınız çalışma programının da sizi tüketmesine izin vermeyin. Programın zamanına da siz karar verin. Örneğin bir saat çalıştıktan sonra 10 dakikalık mola gayet sağlıklı olacaktır. Bu sayede zamanı verimli ve tutumlu şekilde kullanmış olursunuz. Ayrıca bu zaman tasarımınızda mutlaka kendinize zaman ayırın. Dinlenin, eğlenin fakat abartmayın. Unutmayın siz bize lazımsınız.
IV-PERFORMANSINIZI KORUYUN
Size en uygun çalışma programını yaptıktan ve buna uymayı kavradıktan sonra belirli bir performans düzeyi yakalayacaksınız. Bu sizin ortalama performansınız olacaktır.
Deneme sınavlarındaki durumunuza göre performansınızda değişimler olabilir. Bu gayet normal bir durumdur. Ancak bu performansın pozitif seviyede olmasına dikkat edilmelidir. Yani ortalama çalışma sürenizin altına indiğiniz zaman kontrol dışı olarak performansınız düşecek ve iki deneme sınavı arasındaki ilişki komedi düzeyine ulaşabilecektir. Aman dikkat. Bu yüzden mutsuz olan birçok kişi tanıyoruz. Sakın bu kişilerden biri de siz olamayın.
V-EN UYGUN ORTAMDA ÇALIŞIN
Kendinizi en rahat hissettiğiniz ortamda çalışın. Fakat bu ortamda bazı şeylere dikkat edin: Bu ortam sade, dikkat çekici şeylerin olmadığı, gürültüden ve ev içi trafikten uzak, sabit ve dingin bir köşe olmalıdır. Dengesiz ısı ve ışık gibi fiziksel reaksiyonlara sebep olabilecek şeylerden de uzak olmalıdır.
Çalışma pozisyonunuz yataylaştıkça, dikkatin toplanması güçleşecek, çalışılan konunun kavranması daha çok zaman olacaktır. Böylece zaman yönetim programınız suya düşecektir.
Size özel bir yerin olmaması, çalışmamanın ve başarısızlığın bir nedeni olarak gösterilemez. Olumsuz koşullarda da ders çalışmayı öğrenmek gerekebilir. Hayat her zaman aynı imkânları sunmaz.
VI- DİKKATİNİZİ ODAKLAYIN
Dikkatimizi odaklayabilmek için şunları yapmalıyız:

  • Sevilen ve ilgi duyulan konuları öncelikli olarak çalışmak,
  • Çalışmalarımızı hep aynı mekânda yapmak,
  • Gürültüden uzak kalmak,
  • Oturarak çalışmak,
  • Çalışma masasında ihtiyaç duyabileceğimiz şeyler dışında bir şey bulundurmamak,
  • Çalışma mekânının sıcaklığını sabit tutmak ( 18–20 derece ideal sıcaklıktır),
  • Belirli bir program dâhilinde çalışmak,
  • Her etabın bitiminde çalışma programına çentik atmak,
  • Her molada yeterince dinlenebilmek,
  • İdeallerimizi ve getirilerini düşünmek bizleri hedefimize odaklayacaktır.

VII-DERSE GİRMEDEN BİR ÖN HAZIRLIĞINIZ OLSUN
Şunu unutmayalım: Etkin olarak katılım sağladığımız derslerin zihnimizdeki kalıcılığı daha fazladır. Yani o gün işlenecek konu hakkında bir ön hazırlığımız ve zihnimizde o konuya dair ipuçlarımız ve sorularımız varsa, o konuyu daha iyi öğrenebiliriz. Bu nedenle, önceden yapacağımız çalışmalar işlerimizi kolaylaştıracaktır.
Derslerde pasif, sadece dinleyici konumunda kalmak çoğu zaman dersi derste öğrenmeyi güçleştirir. Bu problemin ortadan kalkması ise fazladan çalışmayı gerektirir.
Her derste söyleyeceğimiz sözler ve soracağımız sorular olmalı. Cebimizdeki kelimeler önce öğrenmemizi, sonra hayatımızı kolaylaştıracaktır.

VIII-MUTLAKA NOT TUTUN

Her eğitim kurumunun kendi programına uygun olarak hazırladığı kitapları vardır. Ancak bunların hiçbiri, derslerde tutacağımız notların yerini alamaz. Çünkü kitaplarda ses ve vurgu yoktur. Bir ders işlenirken öğretmenin o anda yaptığı vurgu, sınavla ilgili bir ipucu demektir. Bu kuralıda her öğrenci bilir, fakat yine de not tutmaz.
Bunun temel nedeni not tutmayı bilmemektir. Birçok öğrenci not tutmayı, öğretmenin ağzından çıkan her sözün yazıya dökülmesi olarak düşünür. Hatta özellikle üniversitelerde, derslerin bant kayıtlarının yapıldığı olur. Bu tamamen yanlış bir tutumdur.
Duyduğunuz her şeyi yazmayın, anladığınız gibi yazın. O günkü konu hakkında yeteri kadar uyarılmadan, en azından konunun ana fikrini kavrayıncaya kadar yazma işine girişmeyin. Dinlemeye ve kavramaya öncelik verin, yazmak ikinci işiniz olsun. Konu şekiller yardımı ile anlatılıyorsa –formül, geometri, grafik gibi- notlarınız arasında mutlaka bunlar da olsun. Veciz sözler aynen yazılmalı ve yazınız okunaklı olmalı. Sonradan bir de şifre çözme işiyle uğraşmayın. Not tutma esnasında renkli kâğıtlar ve kalemler kullanmak, öğrenmeyi zevkli hale getirebileceği gibi kolaylaştıracaktır da.
X-DÜZENLİ ARALIKLARLA TEKRARLAR YAPIN
Öğrenmek bir şey ise, öğrenilen şeyi unutmamak çok şeydir. Sonuç itibariyle unutulan bilginin hiçbir hükmü yoktur.
Düzenli aralıklarla yapılan tekrarlar unutmayı engelleyecektir. Zaten günlük, haftalık ve aylık olarak tasarladığımız çalışma programımızda düzenli tekrara yer vermiştik. Demek ki yapmamız gereken şey, çalışma programımızda yer alan tekrarları yapmaktır.
Tekrar etmek demek, bazen bir konuyu çalışmak, bazen ise o konu ile ilgili test çözmektir. Bunların dengesini öğrenci öğretmenleri ile beraber hazırlamalıdır.

Düzenli aralıklarla yapılacak tekrarlar, sınavlara hazırlıktaki en önemli aşamalardandır.

ÖĞRENME STİLLERİ
Her birimiz bilgiyi farklı şekillerde öğreniriz. Bu nedenle, herkes en iyi öğrendiği yolu bulmalı ve buna en uygun teknikleri öğrenmeli. Bir öğrencinin kendi öğrenme stilini tanıyıp, ona uygun teknikleri öğrenmesi başarısını arttıracaktır.
Öğrenme stili dediğimiz şey, en iyi öğrendiğimiz yoldur. Bireyin öğrenme stili, bilişsel, duyuşsal ve fizyolojik yapısına bağlı olarak, aile, okul ve arkadaş çevresindeki diğer insanlarla olan ilişkileri ve davranışlarına göre şekillenir. Bu nedenle öğrenme stilinin her insanda farklı olması gayet normaldir. Önemli olan her bireyin kendine en uygun şekilde, öğreneceği stili tanıması ve buna göre çalışmasıdır.
Bireyin öğrenme stili şu süreçlere bakılarak anlaşılabilir:

  • Bilgiyi kazanma
  • Bilgiyi kavramsallaştırma/işleme
  • Motivasyon
  • Karar verme tarzı
  • Değerler sistemi
  • Duygusal tercihler

Yukarıda sıraladıklarımız öğrenme stilinin ne olduğunu ölçmenin parametreleridir. Bunları doğru ölçebilmek için dört öğrenme yolunu tanımamız faydalı olacaktır.
1. Görsel Öğrenme:
Görerek ve okuyarak öğrenmeyi tercih eden öğrenciler bu gruba girer. Bu öğrenciler;

  • Okuyarak öğrenirler.
  • Renkli grafik ve haritaları pek severler.
  • Oldukça tertipli ve düzenlidirler.
  • Öğretmenlerini gözleriyle takip ederler ve öğretmelerinin kıyafetinin düzenli olmasına önemserler. Aynı özeni ve düzeni kendileri için de gösterirler.
  • Ödevlerini itina ile yaparlar, estetiğe önem verirler.
  • Talimatların düzenli ve sıra dâhilinde verilmesi öğrenmelerini kolaylaştırır. Ancak sözlü talimatları kavramakta zorlanırlar.
  • Kurallara uymaya ve disiplinli olmaya dikkat ederler. Bu nedenle karmaşık ve ne olacağı belli olmayan işlerde huzursuz olurlar.
  • Oldukça planlıdırlar. Geleceğe dair planlar yapmak onlara büyük keyif verir.
  • Zekâlarının fotografik bir yönü olduğu için, gördükleri şeyleri görüntü olarak belleklerine kaydederler ve görüntülü olarak hatırlarlar.
  • Okudukları metinin hatalarını çabuk fark ettikleri gibi en hızlı ve en doğru okuyan grupturlar.

2. İşitsel Öğrenme:
İşiterek ve dinleyerek öğrenmeyi tercih eden öğrenciler bu gruba girer. Bu öğrenciler;

  • Konuşmayı oldukça severler. Bu nedenle öğretmenleri tarafından sıklıkla uyarılırlar.
  • İşitmediklerini anlamakta zorluk çektikleri için sessiz okumada zorlanırlar.
  • Konsantre olabilmeleri hiçbir sesin olmaması gerekir. Bu nedenle gürültülü ortamlarda bir şey öğrenemezler.
  • Okuma ve yazma becerileri sıkıntılı olsa da konuşma ve dinleme becerileri çok yüksektir.
  • İşiterek ve konuşarak öğrendikleri için yabancı dil öğrenmeye oldukça yeteneklidir. Hatta yaşadıkları yörenin şivesini de çok çabuk öğrenirler.
  • Müzikle araları oldukça iyidir. Şarkı sözlerini sadece dinleyerek öğrenebilirler.

3. Kinestetik Öğrenme:
Fiziksel temas kurarak ve yaparak-yaşayarak öğrenmeyi tercih eden öğrenciler bu gruba girer. Bu öğrenciler;

  • Görsel ve işitsel mesajları algılamakta oldukça zorlanırlar.
  • Akıllarında hareket enerjisi daha iyi kaldığı için, öğrenecekleri şeylerle kurdukları temas oranında öğrenirler.
  • Deney yolu ile öğrenme, bu öğrenciler için idealdir.
  • Bu öğrenciler başta tiyatro olmak üzere sanatın tüm branşlarında başarılı olabilirler.
  • Okul hayatında zorlanan bu öğrenciler, oldukça aktif oldukları için uzun süre oturamazlar. Bu nedenle de çoğu zaman yaramazlıkla suçlanırlar.
  • Derslerde parmak kaldırmak yerine, direkt konuya girerler. Hareket onların vazgeçilmez parçasıdır.
  • Omuzlarına dokunularak verilen mesajları daha çok severler. Nitekim onlarda konuşurlarken el ve kol hareketleri yaparlar.
  • Koridorlarda şakalaşan ve tepişenler kinestetik öğrencilerimizdir.

4. Sosyal Öğrenme:
Bazı öğrenciler de başkalarıyla sosyal etkileşim halinde daha iyi öğrenirler. Şunu unutmamak gerekir ki, öğrenme stili kadar kişinin en iyi öğrendiği ortamda öğrenmeyi etkilemektedir. Ses, ısı, ışık gibi birçok dış etmen öğrenme düzeyini etkilemektedir. Bu tip farklılıkları kendimize yönelteceğimiz birkaç soru ortaya çıkarabiliriz:

  • Tek başıma mı yoksa küçük bir grupla mı daha iyi öğreniyorum?
  • Herhangi bir konuyu öğretmenim mi anlatınca daha iyi öğreniyorum, yoksa arkadaşlarım mı?
  • Büyüklerimden mi yoksa yaşıtlarımdan mı daha iyi öğreniyorum?
  • Gündüz mü yoksa gece mi daha iyi öğreniyorum?
Bu ve benzeri sorulara vereceğimiz yanıtlar öğrenme stilimizi daha net bir şekilde ortaya koyacaktır. Ancak hiçbir insan tek bir öğrenme stiline sahip değildir. Hayatımızın farklı zamanlarında, farklı stillerde öğrendiğimiz olmuştur. Uzmanlar bunu genellikle şöyle ifade ederler; Birey 1.-3. sınıflarda kinestetik, 4.-7. sınıflarda işitsel, 8.–12. sınıflarda görsel özellikler göstermektedir.

Öğrenciler için öneriler

Sınava yakın günlerde paniğe kapılıp gece gündüz ders çalışmak, faydadan çok zarar getirir. Sadece sınav stresini artırır. Eğer sınava gerçekten hazırlanmışsanız, sakin olmalısınız. Şimdi sadece son kontroller ve son antrenmanlar yapılacaktır.

Olumsuz düşüncelerle beklentilerinizi ve planlarınızı ilişkilendirmeyin. Geçmişteki başarılarınızı hatırlayın ve bu başarıları tekrarlayabileceğinizi düşünün.

Sınavın her şey olmadığını, zekânızın ölçülmediğini, sınavı kazanmak kadar kaybetmenin de normal olduğunu bilin.

Zamanınızı iyi kullanmaya ve planlamaya çalışın.

Normal halinizde nasıl iseniz o halinizi korumaya gayret edin.

Kaygı sizi aşırı hareketli veya hareketsiz ve içe kapanık yapabilir. Sınava yakın günlerde daha çok ders çalışmak yerine, fiziksel aktiviteleri artırabilir, dozunda olmak şartıyla eğlenceli sporlara veya dinlendirici aktivitelere yer verebilirsiniz.

Kaygınızı eğlenceli etkinliklerle ve olumlu düşüncelerle birlikte yaşayın. Moralinizi yüksek tutmaya çalışın. Mizah yazıları okuyabilir, eğlenceli filmler izleyebilirsiniz.

Zevk aldığınız şeylere ve hobilerinize hafta içinde birkaç saat ayırın. Açık havaya çıkmak gerginliği ve kaygıyı azaltır; enerjiyi artırır; olumlu düşünceleri pekiştirir.

Beslenmenize dikkat edin. Her besin grubundan yeterince alarak vücut direncinizi koruyun. Sınav öncesinde rejim yapmayın. Bunun tam tersi, aşırı yeme isteği de zararlı olabilir.

Bir yıl boyunca yapamadığınız işleri, özellikle ders çalışmayı, son bir hafta içinde yapmaya çalışmayın. Çünkü öğrenme, zaman alan bir iştir. Bir yılda öğrenilemeyen, bir haftada zor öğrenilir.

Sınava gireceğiniz okulu önceden görmekte fayda vardır. İnsanlar genellikle alışık olmadıkları ortamda rahat edemezler ve bu durum kaygı düzeyini artırabilir. Sınava gireceğiniz ortamı önceden görmeniz, sınav salonuna girmeniz, o havayı teneffüs etmeniz, sizi rahatlatacaktır.

Sınav başlamadan önce, “Keşke daha fazla çalışsaydım, daha çok deneme yapsaydım!”, “Eyvah, kazanamayacağım, başarılı olamayacağım!” düşünceleri zihninizi kurcalayabilir. Bu olumsuz senaryoları kafanızdan atmaya çalışın. Sadece okuduğunuz soruya yoğunlaşın.

Heyecanlanmaya başladığınızı fark ettiğinizde, bunun doğal olduğunu, hatta sınavda başarılı olabilmek için bu heyecanın gerekli olduğunu kendinize telkin edin.

Kaygı olsa da bunu paniğe dönüştürmeyin. Yaşadığınız şey sınav heyecanıdır ve son derece normaldir. Sınavla ilgili en ufak bir kaygı duymuyorsanız, bu da aslında çok sağlıklı bir durum değildir.

Kendinizi sınava hazır hissetmiyor olabilirsiniz. Ne kadar çalışırsanız çalışın, sınav öncesinde bu duygunun yaşanması normaldir. Eğer sınava çalışma konusunda elinizden geleni yaptığınıza inanıyorsanız, sınavdan korkmanıza gerek yoktur. Aylardır, belki de birkaç yıldır bu sınav için yaptığınız çalışmaları düşünün… Gördüğünüz dersleri, çözdüğünüz testleri, yaptığınız deneme sınavlarını, bitirdiğiniz test kitaplarını üst üste koyunca neredeyse boyunuzu geçiyor değil mi? Yaptığınız bunca çalışma varken, kendinizi yetersiz hissetmek pek de anlamlı olmasa gerek.

Sınav sırasında diğer öğrencilerin ne yaptıklarıyla ilgilenmeyin. Verilen süreyi en iyi şekilde kullanmaya çalışın. Bunu yaparken de sakin olun. Süreyi daha iyi kullanmak için soruları hızlı çözmeye çalışmayın, bu, sizin hata yapma riskinizi artırır.

Bütün çabalarınıza karşın, ne yaparsanız yapın sınav kaygınızı yenemiyorsanız, heyecanlanmaya devam ediyorsanız, işi oluruna bırakın.

 

info@evinizdekiokul.com